Bölüm 6 – Karşılama Şöleni

İnsanın bu gelişi tekrarlamak isteyesi geliyor. Aladağlar karşılama nasıl bu hale gelmişti. Kraliçe tim her time el yapımı hazırlıklar yaptırmış. Ana kraliçe Çiçekkakan Ağaçkakana bile hamur açtırmış, içine çökelek ektirmiş, fırından çıkana kadar başında bekletmiş. Masalar kapının solundaki ağaçlık alana kurulmuş. Özenle serilmiş örtüler üzerinde rengarenk yiyecekler, içecekler, hafif tonda ayarlanmış rüzgar, derinlikten gelen yumuşak zihinlere dokunuş müziği eşliğinde hoşgeldinler ve her gelen kişiye verilen program akışı, sunulan yayık ayranı, şerbetler, sarmalar, kekler, börekler, açmalar, kapamalar… Çakmak tim karşılama bölümünü kendileri almış, yiyecekleri Kraliçe tim hazırlatmıştı… Zaten karşılama ve tanıtım ile başlıyordu her şey… İlk intiba orda başlardı… Kuru çam ağacına konmuş bir karga gurubu vardı. Onlar daha önceki karşılamaları biraz keşmekeş diye gülmüşlerdi… Güneşin altında ayran içen, içeri girenin kampta önce sağa sola kaybolduğunu kıkırdaya kıkırdaya tekrar edip eğlenirlerdi.

E farklı olacak demiştik ama. Kuru ağacın kargaları uzaktan izlemiş, ama gülememişlerdi… “Acaba biz de gitsek, bir tim gibi içeri girsek biz de büyüsüne kapılır mıyız bu şölenin “ dediler.

Yine geldi o mutlu insanlar, yine geldi dünyanın en huzurlu insanları, yine getirdiler ellerinde tutkuları, ayaklarında unuttukları anıları…”diye şarkı söyleyen incir kuşu uyarmış onları… Bakın bu sefer amazon savaşçıları buradalar. Sizi bir çırpıda indirirler yere. Kargalar töbe gelmeyiz dediler ve hiç yanaşmadılar kampa. Uzakta çamur birikintileri üzerinde dolaştılar gün boyu.

Kimi göle doğru uzandı, kimi ormana doğru yürüdü, kimi bir hamakta sallandı, kimi de bir kitap ile evinin önündeki masaya ilişti.

Çaylar gelince, bu sefer başka bir düzen vardı…

Sergilerle çimenin üzerine bir daire kuruldu.

Herkes sergiye indi.

Çaylar başlayınca bir sohbet başladı.

O sohbette yarınki yarışmalar anlatıldı.

Daire olmuş insanlar kenetlenirlerdi… Erken kenetlendi takımlar. Program akışında bazı bölümler üzerinde nükteler uçuştu… Ses-i dağ adında bir kadın öyle neşelenmişti ki, neşesinden küçük balık hayretler içinde şakalarını izliyordu…

Her çay sohbetinde aynı daire farklı yerlere kuruldu. Bu çizilen en güzel daireydi. Gece çorbası başlamadan önce gece yürüyüşü başladı.

Bu düşlere yürüyüştü.

Bir çam ağacının altında herkes bir düş söyledi. Düşlerden en güzelini Çiçekkakan söyledi.

Bu takımla cennette de kamp yapar mıyız?

Zaten cennette gibiyiz “ dedi Ağaçkakan…

Afitabın bir ara gözleri doldu. Gülebek yakaladı o gözleri. “Neden beni anlamıyor ailem?” diye başını öne eğdi. “ Neden bunca güzel şeyi fark etmiyorlar ? “ Onu görenlerden biri de Karabuluttu. Bir hikâye anlattı ona. Yaşadığı negatifleri nasıl yendiğini, nasıl savaşı kazandığını… Sildi gözündeki nemi, geriye kozalaklardan düşen bir tohum kaldı. Üzerine bir uğur böceği kondu. Gülümsediler karşılılıklı…

Dil-i şan dedi ki;

Bir gün başardığımızı görecekler ve biz kazanacağız.”

Zaten en güzeli hisleri başarmadık mı” dedi Zühre…

Sabah yürüyüş başlamıştı. Bu sefer herkes her şeyden puan alıyordu. Yürüyüşe bir fark gelmişti Duman Ali herkesi iki sıraya aldı. İkişer ikişer aralıklı bir yürüyüş başladı. Yürüyüş aralarında Nutriway üzerine eğitimleri ormanın tüm mantarları da dinledi. Çilekler üzerine uzanan elleri bir serinlik karşıladı. Ormanın toprağı serin olduğu kadar, gizemliydi. Takımın en arkasında Bağ gül seke seke geliyordu. Yürümeyecekti ama dayanamamış iki kötek almış eline arkadan yetişmeye çalışıyordu… Düşren ona baston oldu. Bu durumu izleyen

Biz her şeye rağmen bize yetişmeye çalışanları ne olursa olsun bırakmayız geride” dedi Duman Ali.

Zaten geride bırakılanlar, başka yere yetişmeye çalışanlardı” dedi Dilrenk.


Yaşam Takımları™ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın

0 Yorum
Beğenilenler
En Yeniler Eskiler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle

Abone ol

0
Düşüncelerinizi merak ediyoruz, lütfen yorum yapın.x